Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
Shop deviantART for the
holidays and save BIG!
Click here! :holly:
[x]

deviantART

 

Döndürm... / I'm back...

Sun May 24, 2009, 11:53 AM
korkuyorum anne al beni içine
alışamadım anne al beni yine
büyüdüm anne evler büyüdü
büyüdü pabuçlar yollar büyüdü
orduya istiyorlar savaş çıkar diyorlar
silah veriyorlar anne bana öldür diyorlar
yat diyorlar anne kalk diyorlar
beynimi yiyorlar anne beynimi yiyorlar
kapat televizyonu anne seni de kandırıyorlar
kapat televizyonu anne seni de kandırıyorlar
oyunu verme anne

Ne kadar doğru söylemiş Yaşar Kurt. Beynimi yediler resmen. Bilirsiniz milliyetçi duyguları yoğunlukta yaşayan biriyim. Hayat bazı gerçekleri çok acı öğretiyor. Artık milliyeçiliğe bakış açım tamamen değişti. Nedeni basit: askerlik yaptım. Bir kısa dönem askerin başına gelebilecek en kötü askerliği yaptım. Gururla yere göre sığdıramadığımız ordumuzun ne kadar saçma bir düzen içinde işlediğini gördüm. Her şeyin emir komuta ile değil affınıza sığınarak yazıyorum "göt korkusu" ile yapıldığına şahit oldum. Uzun dönem giden arkadaşlarımız o gencecik yaştaki çocukların kalplerinden vicdan duygusunun nasıl sökülü;p atıldığını yerine sevgisizlik ve şiddet tohumunun nasıl dikildiğini gördüm. Tv de gördükleriniz çoğu yalan lütfen bunlara aldırmayın... Sırf bu yaşadıklarım yüzünden ki sizlere neler olduğunu anlatmıyorum, milliyetçi dugularım artık dıfırın altında. Aynı duyguyla rant sağlayanların safında durmak istemiyorum. Artık benden bu tar çalışmalar lütfen beklemeyin. Bendeki vatan sevgisini çalamazlar bu bir gerçek ama bu vatanı koruduğunu söyleyenlerle aynı vatanı sevmiyoruz bu daha acı bir gerçek.

Herkese tekrar merhabalar. artık döndüm.....

  • Mood: Anguish

Aralik 14 ve askerlik

Thu Dec 11, 2008, 1:33 PM
95'İNCİ ZH. TUG. K.LIĞI MALKARA TEKİRDAĞ

Herkese selamlar. Yaklaşık iki seneyi aşkın bu sitedeyim. İnandığım ve olmasını dilediğim çalışmaları yayınladım. Bazen kötü bazende çok gurur verici olaylar yaşadım. Bunların neticesinde bunu her okuyan gibi değerli arkadaşlar edindim. Aralık 14 itibariyla askerliğim tam olarak başlayacak. Veda mesajlarını pek beceremem hoş görün. Eğer üzdüğüm veya incittiğim birileri varsa affola. Önümüzdeki 6 ay boyunca ilk 28 gün hariç haftada 1 kez internete ulaşabileceğim. Bu yüzden belki bu mesaja cevap olarak yazdıklarınızı bile okuyamama veya cevaplayamama ihitmalim var. Beni bugüne kadar desteklediğiniz için çok teşekkür ederim onur duydum. Herkes hakkını helal etsin, Allah a emanet olun. Sevgiler, saygılar...

Murat DEMİR

  • Mood: Anguish
  • Listening to: vatan
  • Reading: vatan
  • Watching: vatan

Yerim ben sizin o kararlilik diyen dillerinizi

Wed Oct 8, 2008, 12:17 PM
Yılmaz Özdil'in 7 Ekim 2008 hürriyet gazetesinde ki yazısı..(lütfen tamamını okuyun)



KARARLILIK MESAJI ÇIKTI YA DAHA NE İSTİYORSUNUZ?


Eğilip bükmeden soralım...


Son 5-6 yılda...
PKK'lı mı tıktık içeri?
Subay-astsubay mı?

Eli silahlı teröristlere habire af çıkarırken;İstiklal madalyası sahibi Jandarma Genel Komutanı'nı hapse atı p, beyin kanaması geçirene kadar içerde tutmadık mı?

PKK'ya yataklık yaptığı için hapiste yatan kadını,çıkarı p, Meclis'e sokarken,Cumhurbaşkanı'nın masasına davet ederken; 1.Ordu Komutanı'nı ''terör örgütü kurmak''tan içeri tıkmadık mı?

Şehide ''kelle''dediği için tazminat ödemeye mahkum olan,''Askerlik yan gelip yatma yeri değildir canım kardeşim'' diyen Başbakan'a ''Bravo
aynen devam'' deyip,yüzde 47 oy vermedik mi?

PKK,hastalanmaması için serçe parmağının tansiyonu bile ölçülen Abdullah Öcalan'ın saçı kesildi diye,kalkışma provası yapı p, Diyarbakır'ı yakı p yıktığında, polisin-askerin elini tutup,''Cana geleceğine mala gelsin''diyen Diyarbakır Valisi'ne ''aferin'' deyip,Başbakanlık Müsteşarı yapmadık mı?

Kafamızda Amerikan çuvalıyla gezerken,koordinatör saçmalığı icat edip,''Amerika bizi çok seviyor,istihbarat verecek'' demedik mi?

''Amerika istedi diye harekatı kısa kestik,içerde parça bıraktık,o kampları tutmamız gerekirdi'' dediği için,neredeyse ''vatan haini'' ilan edilen Deniz Baykal,o kamplardan gelen teröristler önceki gün Aktütün'ü bastığında haklı çıkmadı mı?

Irak'taki hacivat ''Kedi bile vermem''derken;yaralı PKK'lıların tedavi edildiği Kuzey Irak'taki hastaneyi bile kendi ellerimizle yapmadık mı?

Vatandaşa zam üstüne zam geçirirken,PKK'yı koynunda besleyen Barzani'ye,Talabani'ye yarı fiyatına elektrik vermiyormuyuz?

İstanbul'da,Ankara'da,İzmir'de kadınları çocukları havaya uçurduklarında;besleme medyadaki arkadaşlar utanmadan,''Ne malum PKK'nın yaptığı''demedi mi?

Şehit çocukları çı plak ayakla gezerken,tabut başındaki karnı burnunda tazeler Allah'ıyla başbaşa kalmışken;fitreleri zekatları Mehmetçik Vakfı yerine,Almanya'da din-imam hortumcusu olduğu alenen tescillenen Deniz Feneri'ne vermiyormuyuz?

Gariban ailelerin çocukları şakır şakır şehit düşerken,subay-astsubay çocukları oradan oraya tayin edilip,lise mezunu olana kadar 28 tane şehir değiştiriyor;yaşadıkları travma nedeniyle üniversite kazanamıyor ve onlara ayrıcalık tanınmıyorken; ''Babamın parası var,benimde bokumda boncuk var,onun için yurtdışında okuyorum''diyenler askerlikten yırtmıyor mu?

Bir zamanlar bu memlekette askerlik yapmayana kız bile verilmezken '' p opomda sivilce çıktı,bak bu da raporu'' diyenler askerlikten sıyırmıyor mu?

Genelkurmay,68 kere basılan 46 şehit verdiğimiz gecekondudan bozma dandik karakolu,parasızlık nedeniyle 100 metre ileriye taşıyamadığımızı açıklarken; Genelkurmay eski Başkanı'na, korgeneral refakatinde askeri uçakla taşıyarak, 1 trilyon liralık zırhlı Audi almadık mı?

Neymiş efendim,terör zirvesi toplanmış,kararlılık mesajı çıkmış...

Yerim ben sizin o kararlılık diyen dillerinizi,yerim.

  • Mood: Sadness

Ve Artık Mezun Oldum !!!

Sat Jun 28, 2008, 10:43 AM
ve artık sonunda 1 yıl uzatma ile (ki son derece talihsiz bir biçimde) Mustafa Kemal Üniversitesi İnşaat mühendisliğinde mezun oldum. Aslında zaten 1 yıldır bir şirkette çalışmaktaydım fakat isminizin önüne bir ünvan almak gerçekten çok güzel bir duygu. Antakyadan 10 gün içerisinde ayrlı p oturduğumuz şehre Erzincana geri döneceğim. Ama bu güzel şehri asla unutmayacağım. İlk fırsatta tatil için burdayım. Sizlerede şiddetle tavsiye ederim.

  • Mood: Sadness
  • Listening to: Antakyanın sesi

Anne...

Sun Apr 20, 2008, 12:03 PM
Olur olmaz her şeye ağlayan Anne, kocasının ölüm haberini aldığında evi
badana ediyordu... Elinde badana fırçası, olduğu yere çöktü kaldı...
Ağlamadı. Konuşmadı da. Günlerce konuşmadı... Demiryolcu olan kocası
bir tren kazasında ölmüş, beş çocukla dul kalmıştı. Büyük kızı evliydi, bir
sonraki kızı hukuk fakültesine gidiyordu. 40-50 bin nüfuslu bir doğu
kentinde, kızını ta Ankara'lara, hukuk fakültesine göndermek kolay bir iş
değildi o dönemde. Hısım akrabanın, konu komşunun fiskoslarına aldırmamış
okumaya göndermişti kızını... Büyük oğlu lisede, ortanca oğlu ortaokulda,
en küçük oğlu ise ilkokulda okuyordu. Çocukken gönderildiği Kuran Kursunda
Arapça ve Osmanlıca öğrenmişti. Türkçe okuyup, yazmayı çocukları ilkokula
başladıktan sonra, onlara ders çalıştırmak için öğrendi...

Bu sayede tanıştı dış dünya ile. Kocasının her akşam eve getirdiği gazeteleri
okuyarak... Akıllıydı... 'Reis' derdi kocası ona... Her türlü ev işinden başka
tarla, bahçe işleri ile de o ilgilenirdi. Buna rağmen çok severdi kocasını. Hâlâ da
çok sever. Arada bir rüyasında görür onu. Gördüğü rüyayı unutmasın diye
gecenin bir yarısı çocuklarını uyandırı p anlatır... Çocuklarını büyütü p,
yetiştirmesi ise uzun hikaye... Kocasının ölüm haberini aldıktan üç gün
sonra ağzını ilk kez açtığında söylediği ilk cümle "gideceğiz buradan" oldu.

Bu karara karşı çıkan hısım akrabaya "çocuklar" diyerek direndi. "Onların
okuması lazım." Tanıdık berberlerin, terzilerin, iyi niyetli çırak alma tekliflerini
kulak arkası etti. O güne dek saygıda kusur etmediği kaynanasının; "O....
olmaya mı gidiyorsun Ankara'ya?" sözünü ise tınmadı bile. Yıllar sonra "O da
haklıydı." demişti. "Genç yaşta yitirdiği tek oğlunun yanısıra bir de onun
yadigârlarından, torunlarından ayrı düşmenin acısı ile söyledi o sözü."

Yapılırken kerpiçini, harcını sırtında taşıdığı evini kiraya vererek, tası tarağı
toplayı p bir vagona yükledi. Çocukları ile beraber bir kompartmana doluşup
Ankara'ya gitti... Bütün okullara yakın olmasına dikkat ederek bir ev kiraladı.
Çocuklarını yürüme mesafesindeki okullara kaydettirdi. Okul tatillerinde
memleketine gidip yıllık erzakını yaptı ama yinede zordu hayat. Kira, okul
masrafları ağır gelmeye başladı. Oğullarına kıyamıyordu ama abla'ya nazının
geçeceğini biliyordu. Fedekârlığı ondan istedi. Abla hukuk öğrenimini bırakı p,
demir yollarında işe girdi. Çocuklar, ne yaşanılan hayatın zorluğunu fark etti,
ne de babasızlığı. Hepsi okudu. Büyük oğlu devletin açtığı sınavları kazanarak
gittiği Almanya'dan yedi yıl sonra doktorasını yaparak döndü. Kısa sürede
profesör oldu. Ortanca oğlunun küçüklüğünden bu yana merak sardığı tiyatrodan
vazgeçmeyeceğini anlayınca ancak bir üniversite bitirmesi ve daha da önemlisi
yedek subay olarak askerliğini yapması koşulu ile tiyatrocu olmasına izin verdi.

Şimdilerde onu sahnede, tv ekranlarında görü p, kocasının ölüm haberini aldığı
zaman tuttuğu gözyaşlarını esirgemiyor. Söylemeyi unuttum; o, yani anne
sadece mutluluk duyduğunda ya da duygulandığında ağlar... Küçük oğlu da en
büyük ağabeyin izinden giderek akademik kariyerini tamamladı. Profesör oldu...
Yaşı bilinmiyor annenin. En az 85'indedir diye tahminler yapılıyor. Belki de 90!..
Üç büyük ameliyat geçirdi. Tansiyonu ancak ilaçlarla dengede duruyor.Romatizma
ve yaşlılık bir zamanlar taşı sıksa suyunu çıkaracak kadar güçlü olan adalelerini
bitirip, tüketti. Yatağa bağlandı.Tekerlekli yürütecinin yardımı ile tuvalete gidebiliyor
ancak.Ve buna şükrediyor... Her zaman ilgi duyduğu dış dünya ile tek bağlantısı
katarakt ameliyatına rağmen okumakta zorlandığı gazeteler. İşitme cihazı ise hiç
işe yaramıyor. Dudak okuyarak anlaşıyor etrafı ile...Yine de mutlu. Tek pişmanlığı
son seçimlerde Ecevit'in partisine verdiği oy. Tek dileği ise kimselere, özellikle de
yatağa bağlandıktan sonra kendisine çiçekler gibi bakan çileli kızına; abla'ya daha
fazla yük olmadan sessizce ölmek... Ölü p cennete gitmek ve orada henüz otuzbeş
yaşındayken yitirdiği kocası ile buluşarak adamına; çocuklarını vatana, millete
hayırlı birer evlat olarak yetiştirdiğini ve kendilerini kurtardığı müjdesini vermek...

Anneler gününde annem geldi aklıma... Şöyle ya da böyle Anadolu'daki
yüzbinlerce anneye olduğu kadar sizin de annenize benzeyen
kendi annem... Ne desem bilmem ki!..
Ne desek!..


Kenan Işık

Bu siteye her girdiğimde içim bi garip oluyor. Al işte gene girdim :(
Kaynak : [link]


bir de bunu izleyin.
[link]

  • Mood: Sadness
  • Listening to: Annemin sesi....

Journal History

Site Map